Ağustos 20, 2009

“Evler” Behçet Necatigil

Evler

İnsanlar yüzyıllar yılı evler yaptılar.
İrili ufaklı, birbirinden farklı,
Ahşap evler, kagir evler yaptılar.
Doğup ölenleri oldu, gelip gidenleri oldu,
Evlerin içi devir devir değişti
Evlerin dışı pencere, duvar.

Okumaya devam et →

Ağustos 20, 2009

“Hep Böyle” Behçet Necatigil

Hep Böyle

Hep böyle:
Kömür aldı, mendiller sallandı;
Trenler gitti ona doğru,
İstasyonda deliler gibi bunaldım.

Okumaya devam et →

Ağustos 20, 2009

“Dönmedolap” Behçet Necatigil

Dönmedolap

Nerden niçin mi geldim
Bilmeden bir şey diyemem, ya siz?
Hem hiç önemli değil
Geldim, yer açtılar, oturdum
Girip çıkanlar vardı
Zaten ben geldiğimde. Okumaya devam et →

Mayıs 23, 2009

“Köroğlu” Metin Eloğlu

Köroğlu

Andıkça içim sızlar
Çukurmuhallebici´de yediğimiz o sütlacı
Suratına çalarım şu sahanı
Canım benim
Okumaya devam et →

Mayıs 23, 2009

“Fantiri Fitton” Metin Eloğlu

Fantiri Fitton

Akşam üzeri balkona kuruldumuydu,
Bacak bacak üstüne atıp cıgarayı da yaktımıydı,
Şeytan diyor git saçlarını dola eline,
Bir sille bir tarafına, bir sille öteki tarafına.
Okumaya devam et →

Mayıs 23, 2009

“Perçemli Sokak” (Önsöz) Oktay Rifat

“Dil bir anlaşma aracıdır. Karşımızdakine, vapurun yüzdüğünü mü anlatmak istiyoruz, vapur’la yüzmek eyleminin dildeki işaretlerini,vapur’la yüzmek kelimelerini yan yana getiririz. Bir dilin kelimeleri birer işaret olarak gerçeği gözümüzün önüne getirmekle ödevlidir. Ama bizler konuşurken gerçeği kurcaladığımızı, gözden geçirdiğimizi pek anlamayız. Bir dili kullanmak, kelimelerin bizde uyandırdığı görüntülerin yardımıyla bir şey anlatmak demektir. O şeye anlam diyoruz. Bir sözün anlamı, çoğu zaman o sözün gözümüzün önüne getirdiği görüntüden başka bir şey değildir.”

Okumaya devam et →

Mayıs 23, 2009

Melih Cevdet’in Günlüklerinden

[1976]

Bütün dillerde köklerin sayıları bellidir, bu sayı artırılamaz, ama köklere ekler getirmek yoluyla sözcükler boyuna çoğaltılabilir. Bilimlerde ve sanatlarda düşünürlerin durumu da buna benzer, belli düşünürler kurmuştur bilimleri, sanatları. Zamanla görüş değişikliği bunlara yapılan eklerden ötürüdür. Gerçekte yaratıcılık sadece eklerdedir. Ozan, elindeki sözcükleri karıştırıp yeniden düzene sokar.

Okumaya devam et →

Mayıs 23, 2009

“Tohum” Melih Cevdet Anday

Tohum

Dörtnala haberci ilkyazdan
Aşağdan inceden beyazdan
Dumanı tüten sıcak tohum
Dolan kara toprağa dolan
Ulaş yeryüzüne ak tohum

Hey gücüne kurban olduğum
Dağ taş dinlemezim hey aman
Göster o gül yüzünü göster
Önce yeşil yeşil bak tohum
Sonra sarı sarı gülüver

Okumaya devam et →

Mayıs 23, 2009

“4×400 Engelli” Melih Cevdet Anday

“Biz üç arkadaş, şiir yazarken nasıl şaka ediyorduk bilemezsiniz. (…) Hele o Birinci Osman, Birinci Orhan şiirimi okuduğumda gülmekten gözlerinden yaş geldi, çok sevindi. Dünyayı şakaya alıyorduk. Gerçekten devrimci bir şiir olduğunu sonradan anladım. Çünkü bu şiir alaydan çıkmıştı. Alay etmezseniz hiçbir şey çıkaramazsınız. Biz düpedüz alay ettik…” *


Okumaya devam et →

Mayıs 23, 2009

“Islık Çalmak” Melih Cevdet Anday

Islık Çalmak

Balıklar için deniz lazım
Sevişmek için işsiz olmak,
Ve geceleri yatakta
Duymamak için tabanların sızısını
Zengin olmak lazım.

Oysa ıslık çalmak için
Bir şey lazım değil.

Melih Cevdet Anday